Bir günde yüzde 10 fakirleştik
Olan biteni anlayıp kavramaya çalışarak geçti gün.
Olayların sıcaklığı öngörüde bulunmayı engellese de sokaktaki yurttaş için tek gerçek var.
Milli gelirin yüzde 51’ini paylaşmak zorunda kalan nüfusun yaklaşık 60-70 milyonuna tekabül eden sabit ve dar gelirli bir önceki güne göre daha da fakirleşti.
Ülke yüzde 10 fakirleşti.
Ekonomik kaybın 10 ile 20 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor ama gerçekte ne kadar kayıp yaşandığına dair net rakam muhtemelen bugün daha iyi anlaşılacaktır.
Sürecin ekonomideki etkisine ara verip diploma konusunda bir küçük parantez açmak isterim.
Geçen yaz aylarının sonuydu. Üniversite tercih zamanıydı.
Yurtdışında okumak isteyen bir gencin verdiği mücadeleye tanıklık ettim.
O genç, denklik araştırması yaparken karşısına şöyle bir tablo çıkmıştı:
Avrupa’daki üniversiteler Türkiye ile denklik anlaşmalarını askıya almaya başlamış.
Sebebi yüksek ihtimalle Türkiye’den göçün önünde durmaktı.
Gelelim bugüne.
İstanbul Üniversitesi yönetimi bir diploma iptali karar aldı.
Bu kararın diğer yönlerini tartışmadan akademik boyutunu ele alırsak yurtdışı üniversiteleri nezdinde saygınlık kaybının büyük olacağını söylemek mümkün.
Şimdi yurtdışında okumak isteyen gençler belki daha fazla yabancı üniversiteden “Denklik anlaşmamız yok” yanıtını alacak.
Benzer şekilde yurtdışındaki daha fazla üniversite akademik işbirliği için Türk üniversitelerini tercih etmekten vazgeçecek.
Diploması iptal edilen akademisyenden ders alan öğrenciler o dersi almamış sayılacak belki ve yine belki o öğrencilerin yılı uzayacak.
Bu yüzden mesele sadece bir diploma değil bilimin kaybıdır, demek yanlış olmaz sanırım.
Parantezi burada kapatıp yoksullaşma meselesine dönelim.
Yaşanan gelişmeler karşısında kimsenin “Beni ilgilendirmez” deme lüksü yok.
Az önce televizyonda bir reklam izledim.
“Pencerenizi kapatsanız da hava kirliliği evinizi etkiler, hava temizleyici cihazımızdan alın” türünden bir sloganı vardı reklamı veren şirketin.
Emeklinin durumunu düşündüm sonra.
Tam da reklamdaki gibi bir etkileşim içinde ne yazık ki.
Emekliye verilen bayram ikramiyesinin 4 bin liraya yükseltilmesine ilişkin kanun teklifi görüşülmek üzere 18 Mart’ta TBMM gündemine gelmiş, muhalefet bu tutarın artırılması için çalışacağını açıklamıştı.
19 Mart’ta da Meclis’te oylama yapılacaktı fakat yaşanan gelişmeler oturumda gerginliğe yol açınca, oylama yapılamadan oturum iptal edildi.
Doların bir günde 40 liraya çıkması, TL’nin yüzde 10’un üzerinde değer kaybetmesi ve yurttaşı bu oranda yoksullaşması demek.
Merkez Bankası’nın döviz satışıyla piyasayı dengeye getirmeye çalışması yalnızca pansuman bir önlem oldu.
Çünkü sürdürülebilir değil ayrıca döviz rezervi de buna yetecek düzeyde değil.
Merkez Bankası, 7 Mart 2025 itibariyle 97,8 milyar dolar olarak açıklamıştı.
Bir günde bunun yüzde 5’ini kaybetti bile.
Piyasadan çıkışın bugün de sürüp sürmeyeceğini kestirmek güç.
Tedirginlik başladı, piyasalarda güven sarsıldı bir kere.
Ekonomi bu işten derin yara aldı.
Sonuçları bugünden itibaren çarşıya, pazara yansıyacak.
Türkiye demokrasi tarihine sert kayıtlar düşülen bir günün sonunda yurttaşın payına tedirginlik ve yine yoksulluk kaldı.
Benzer Haberler
ÖCALANIN 76. YAŞ GÜNÜ KUTLAMASI NEDENİYE HALFETİDE ETKİNLİK DÜZENLENDİ
Resmi Gazete'de Duyuruldu: 54 Kamu Kurumu ve Yerel Yönetim, 3.249 Kişilik Kadro İçin Personel Alımı Başlattı
ŞANLIURFA'DA BAYRAM YOĞUNLUĞU
BAYRAM DÖNÜŞÜ BİR AİLE YOK OLDU
Diyarbakır’ın acı günü: 2 genç ölü bulundu
Pentagon’dan Orta Doğu açıklaması
JANDARMA TRAFİK KURALLARINI SIKILAŞTIRDI
Sürücüler dikkat! Otoban geçişleri ücretsiz ama trafik kilitlendi